Mar 17

Bir arkadaşımın bana ulaştırdığı güzel bir yazıyı paylaşmak istedim.

Ortada bir bebek vardır ve üretilmesi gerekiyordur. ..

9 kadının, 1 bebegi 1 ayda doğurabilecegini söyleyen kişiye PROJE MÜDÜRÜ denir.

1 kadının, 1 ayda, 9 bebek doğurabilecegini söyleyen kişiye PLANLAMA MÜDÜRÜ denir.

1 bebegin, 18 ayda ancak doğacagını söyleyen kişiye YAZILIMCI denir.

Dünyada hiç kadın ve erkek kalmasa o bebegin kendini doğurabilecegini söyleyen kişiye PAZARLAMA MÜDÜRÜ denir.

1 kadından, 1 bebeği, 1 ayda doğurmasını bekleyen kişiye GENEL MÜDÜR denir.

1 ayda,dokuz doğuran kişiye TASARIMCI veya METİN YAZARI denir.

Bebek falan istemediğini söyleyen kişiye ise MÜŞTERİ denir.

Mar 11

Grinin hakim olduğu bulutların altında, dümdüz bozkırların tam ortasında, cetvel ile çizilmiş gibi duran, siyah asfalt yoldan ilerliyorum, hatrı sayılır bir hızla. Yüzümde bir tebessüm. “Başarmış” olmanın verdiği bu tatlı hissi yaşıyorum, tüm benliğimle. Ancak öyle bir an geliyor ki, arkamda bıraktığım her kilometrede daha fazla dikiz aynama baktığımı farkediyorum. Arkamda bırakmakta olduğum Eskişehir’in sadece TCK yol tabelalarından birinde yazan bir il olmadığını,Lisans ve Yüksek Lisansım sırasında, hayatımda tahminimden de büyük bir etki bırakan, olduğum kişiyi şekillendirmekte ciddi rolü olan bir olgu olduğunun bilincine varıyorum. Hayatımın son dokuz senesinin altı senesini bizzat içinde yaşadığım, geri kalanında ise sürekli zamanımın, uğraşımın ve düşüncelerimin bir kısmını kapsayan Eskişehir’den gerçekten uzaklaşmakta olduğum gerçeği ile sarsılıyorum.
Bozkırların arasından uzanan siyah asfalt uzadıkça, ben fiziki olarak Eskişehir’den uzaklaşsam da zihnimde iyice yaklaşıyorum. Evet Yüksek Lisansımı resmen bitirdim ve Eskişehir’den belki bir daha böyle yakın olmamak üzere uzaklaşıyorum.
Tezimi yazarken yaşamayı düşlediğim anı yaşıyorum. O zamanlarda kutulmak olarak, şu anda ise çok güzel ama bir o kadar da zor bir devri kapatmak olarak nitelendirdiğim bir an bu an. Yine yoldan dikiz aynama kayıyor gözlerim ve tam da teşekkürü hak eden herkese ve herşeye gerçekten teşekkür etmek gereken bir an diye düşünüyorum kendi kendime.
İşte bu yüzden:

-Tezim sırasında bana katlanan, sıkılmadan beni yönlendiren, destek olan, sıkıntılarımı anlayan tez danışmanım Sevim Selamet’e…

-Yüksek Lisansım boyunca tüm öğrendiğim bilgilerin yanı sıra farklı düşünebilmeyi anlamamı sağlayan, bana karşı hep sabırlı olan çok değerli hocam T.Fikret Uçar’a…

-Mac atölyesinde tüm sorularıma paygamber sabrı ile cevap veren Dilek ablaya…

-Beş yıl boyunca oturduğum evimin, sinirinden çatlasa da teşekkürü hak eden ev sahibine…

-Derslerine girdiğim, daima yapıcı ve destekleyici olan tüm hocalarıma…

-Yüksek Lisansımın iki senesi boyunca (derslerin sürdüğü ilk iki sene) Eskişehir’de ki her günün neşeli ve hızlı geçmesini sağlayan Çiğdem Güreli’ye…

-Tezimi yazmamda bana ettikleri unutulmaz yardımlardan dolayı Şeref Erol’a ve Tolga Balcı’ya…

-Tezimin düzenlenmesinde ki desteği ve yardımından dolayı Yasemin Heper’e…

-Her türlü imkanından yararlandığım çok sevdiğim üniversitem Anadolu Üniversitesine ve fakültem Güzel Sanatlar Fakültesine…

-Tez yazdığım yıllar boyunca ayda bir kez Eskişehir’e gitmeme hiç ses çıkarmayan tüm patronlarıma…

-Beni cesaretlendiren tüm dostlarıma ve en önemlisi aileme…

-Ve tabi ki bunca sene boyunca beni bekleyen,destek veren, herzaman yanımda olan herşeyden çok sevdiğim canım karım Ayşegül Heper’e…

ÇOK TEŞEKKÜR EDİYORUM.

Bakışlarım dikiz aynamdan yola çevriliyor tekrardan.Artık ayağım gaz pedalına biraz daha sert basarken, sürüyor bu tek gidişlik yolculuk, anadolunun bozkırlarından boğazın mavi sularına.

Yazının devamı için tıklayınız. »

Error in my_thread_global_end(): 1 threads didn't exit