İyi mizah: TWBA beni işe alsın
Gönderen Coheper
FriendFeed.com da bugün gördüğüm bir linkten bahsetmeden geçemeyeceğim. “tbwabeniisealsin.com”
İsmini açıklamamış biri tarafından yapılan bu çalışma aslında bu tarz iş başvurularının ne ilki ne de sonuncusu. Ancak genel konseptin günlük tarzında seçilmiş olması ve tabi ki yazan arkadaşın başarılı mizahı bence bu işi oldukça dikkat çekici kılıyor. Arkadaşımız siteyi online ettiği günden bu yana hergün sitenin gelişimini (gelişememesini) çok eğlenceli ve naif bir dille bizlere aktarmış. Tabi bu kadarı TBWA için yeterli mi? Orasını bilmek mümkün değil. Siteden anladığım kadarı ile bugüne kadar oldukça az ilgi görmüş olan bu site bakalım bugün FriendFeed’e konu olduktan, hakkında yorumlar yazıldıktan sonra nasıl bir gelişme gösterecek. Şu ana kadar gördüğü az ilgi karşısındaki duygularını çok naif ve esprili bir şekilde dile getiren hatta tüm mizahını bu temele dayandıran arkadaşımız bakalım sitenin trafiği arttığı zaman da bu üslubu sürdürebilecek mi? Bu başarılı mizah yaklaşımın en zorlanacağı kısma şimdi gelindiğine inanıyorum. Eğer artan ilgi karşısında da aynı çizgiyi sürdürebilecek bir çözümü yakalar ise bence başarısını kanıtlamış sayılabilir. Sizi bilemem ama ben şu ana kadar oldukça başarılı bulduğum bu siteyi takibe aldım. Bakalım ileriki günler bize ne gösterecek.
İşlevsellik mi?, Alışkanlık mı?, Kolaycıkık mı?
Gönderen Coheper
İnternet projeleri üzerinde yoğun çalıştığım şu dönemde oldukça sık yaşadığım bir tartışma bu.
İşlevsellik bir çok sektörde olduğu gibi internet sektörününde olmazsa olmazlarından biri.
Ancak bir proje üzerinde çalışırken öyle anlar oluyor ki, insan işlevsellik ile alışkanlık kavramlarının karışabildiğini farkediyor.
Sektörde ki bizler (yatırımcılar, iş geliştiriciler, tasarımcılar, yazılımcılar…vs) fazla mı kolaya kaçmaya başladık acaba? Diye düşünmeden edemiyorum.
Genelde, herhangi bir konuda ” acaba bunu şöyle yapsak daha GÜZEL veya MODERN veya PRATİK olur mu?” cümlesine gelen ilk tepki ”hayır yapmayalım” oluyor. Neden hayır dendiğini soruduğunuzda ise ”insanlar buna bu şekilde alıştılar o yüzden işlevsel olmaz” gibi bir cümle duyuyorsunuz. Oysa alışkanlık başka bir şeydir işlevsellik ise bambaşka.
Bir web sitesinin mesajlaşma sistematiği hakkında, işinin duayeni, yetenekli ve istikrarlı bir yazılım uzmanına, bir öneri sunduğunuzda ”hayır yapmayalım” deyip, bunun insanların alışkanlıklarını değiştirmek olacağını o yüzden iyi bir fikir olmadığını savunup, bu konu üzerine uzun bir tartışmaya girmesinin hemen ardından bahsi geçen mesajlaşma sisteminin yeni facebook da da kullanılmaya başlandığını görüp ”tamam o zaman yapalım” demesi gerçekten düşündürücü.
Oysa ben, içinde bulunduğumuz sektör ne olursa olsun Dünya’da ki gelişmeleri ve yenilikleri takip ettiğimiz sürece yenilikler karşısında ki tutumumuzu ve bakış açımızı değiştirmenin mümkün olduğunu düşünüyorum.
Yapılan yenilik doğru ve/veya işlevsel ise hedef kitlede alışkanlık yaratma gücüne de sahiptir. Biz insanlar sever, beğenir, faydalanır ve bunun bir sonucu olarak alışırız. Ta ki daha çok seveceğimiz veya beğeneceğimiz veya fayda göreceğimiz şey önümüze gelene kadar.
Bu böyle olmasaydı yenilik ve ilerleme diye bir şeyden söz etmemiz biraz zor olmaz mıydı?
En azından yıllar boyunca ev telefonu kullanmaya alışmış o şekilde rahat rahat yaşarken, şimdi cep telefonumuz olmadan bırakın sokağa çıkmayı, bir odadan ötekine bile geçmez hale gelmezdik değil mi?
Sonuç olarak: Yeniliğin, işlevsel olduğu sürece, alışkanlıklarımıza ters bile olsa gözardı etmememiz gereken bir olgu olduğu kanaatindeyim.
Kafede oturan güzel kız ve last fm sorunsali…
Gönderen Coheper
Güzel bir kafede oturmuş tatlı tatlı kahvemi içip internette geziniyorum. Have güzel, kahvem güzel, köşede oturan kız güzel… Birde last fm’e girerim şimdi tatlı bir müzik açarım diyorum. Ve olanlar oluyor!!!
Neden? Evet ciddi ciddi soruyorum. Lastfm’in yeni tasarım anlayışını biri bana açıklasın lütfen! Nedenini soruyorum. Neden böyle bir şeye ihtiyaç duyuldu çok merak ediyorum. Uzun bir zamandan sonra lastfm i açtım (verdiği hizmet ve bu hizmetin kalitesi hakkında hiç bir diyeceğim yok. Gerçekten çok güzel) ve yeni yüzü ile karşılaştım.
Yeni yüzü ile karşılaştığımda ki ilk tepkim ne mi oldu?
-Allah allah neden bu eski site açıldı ki şimdi? Acaba yanlış bir siteye mi girdim?
-(yanımda ki birine dönerek:) Pardon! lastfm’i açarmısınız bir? Bende bir sorun var galiba!
-Yok yok sizde de böyle! Ama bu olamaz. Bir site neden kendini eskitir ki?
Evet işte kilit nokta bu zaten. YENİ-ESKİ. Last fm tasarımını yenilemiş ama aslında eski ve demode bir görünüme kavuşmuş. Bunun amacı ne olabilir? Gerçekten açıklama istiyorum.
ESKİ TASARIM:
tasarımı ile tanıdıklarıma örnek olarak gösterdiğim bir siteydi. Modüler bir yapıya sahip, son derece yalın ve anlaşılır olmanın yanında gayet modern gözüken, pozitif bir imajı vardı. Özellikle arkafonun gri tonu tasarıma derinlik katarken , üzerinde yer alan gölgeli beyaz modüller gri rengin kasvetini yok ediyor ve son derece iç açıcı bir görünüm sağlıyordu. Bu duruşu başka nasıl anlatabilirim bilmiyorum. Hepimizin anlayabileceği bir örnek vermek gerekir ise: Bir Kafede oturan, kendine güveni gözlerinden belli olan, ipod dinleyerek internette gezinen şu güzel kız gibiydi eski lastfm.
YENİ TASARIM:
Yeni tasarım ise en az 5 yıl geçmişe götürmüş lastfm’i. Üst kısım eski boyutlu tasarımın aksine tek düzlem görünümlü bir yapıya kavuşurken bu sıkıcılığı kırmak için kullanılan, tırtıklı kenar çizgileri ve sınır hattı beni benden aldı diye bilirim. 90 ların tasarım anlayışı yeniden mi yorumlanmak istendi? Yoksa kendince URBAN akımı mı yakalanmaya çalışıldı (urban akımı ile uzaktan yakından bir alaka yok. Ancak yine de belki bunu denemişlerdir diye yazıyorum) bilmiyorum. Sanki tasarımcı odaklı tasarım anlayışı bir tarafa atılmış ve bütün site sadece yazılım ekibi tarafından yeniden yorumlanmış gibi duruyor. Kimse yanlış anlamasın lütfen asla ve asla yazılımcıları küçümsemem. Bir işi var edenler onlardır. Bütün projenin sağlıklı işleyip işlememesi, bir yazılımcının ne kadar işinin ehli olduğu ile çooook yakından alakalıdır. Ancak bir şey unutulmamalıdır ki, herkez kendi uzmanlık alanında iyidir. Son kullanıcı açısından bir proje ne kadar iyi düşünülmüş, ne kadar kullanım dostu olmuş, ne kadar iyi ve hatasız yazılmış olursa olsun ilk izlenim (ilk 5 saniye) herşeyden önemlidir. İlk izlenimi iyi bir şekilde atlatırsanız devamı gelir. Zaten bu kural doğal hayatta da böyle değil midir? Yeni insanlar ile tanışırken. Yolda gördüğümüz veya bir kafede karşınızda oturan güzel kızlara- yakışıklı erkeklere bakarken hep bu kural işlemez mi?
Sonuç olarak: Kafamı bilgisayarımdan kaldırıyorum… Köşede oturan, kendine güveni gözlerinden belli olan, ayağında rahat ve şık spor ayakkabıları, üzerinde spor ama şık bir kıyafet olan, ipod dinleyen ve laptopu ile internette birşeyler ile meşgul olan (Friend feed gibi) minyon güzel kız gitmiş. Yerine kırmızıya kaçan perma saçlı, omuzlarında küçük de olsa vatkası duran, siyah, üzerinden metal kopçalar sarkan bir deri ceket giyen irice bir kız oturmuş sigara üzerine sigara yakıyor.



