Ağu 11

Son derece basit ve müthiş yaratıcı. Neden benim aklıma gelmedi diye üzüldüğüm bir fikir. Kağıttan karakterler. Ofis masanızın üzerini canlandırmak için birebir bence. Aşağıda bir kaç örnek gösterdim ancak şiddetle siteye girip detaylı incelemenizi tavsiye ederim. SHIN TANAKA

Ağu 7

2008 in ortalarında olduğumuz bu zaman diliminde, acaba tasarım trendleri nereye doğru gidiyor diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Bu konuda tahmin yürütmek zor. Ancak genel anlamda trendleri anlamaya çalışırsak mantıklı çıkarımlar yapabiliriz. Geçmişe baktığımızda genel kabul gören trendlerin çok farklı durumlar ve gelişmeler sonucunda, bu durum ve gelişmelere birer tepki olarak çıktığını anlamak zor değil. Bu durumda şu anda üzerinde yaşadığımız Dünya’da ki gelişmelere bir göz atmalıyız.

Son yıllarda global anlamda neler oldu?

Amerika-Irak savaşı ile ortaya çıkan insanlık ayıpları, Petrol fiyatlarında rekor artışlar, Global Terör korkusu, Amerikada başlayıp hızla yayılan mortgage krizi ve bunun sonucu olarak global ekonomide ki sıkıntılar, Teknolojik ilerlemelere karşın global ısınma ve buna bağlı felaket senaryoları, doğal afetler… vs vs

Evet biraz durup nefes alalım! Bütün bunlar içinizi sıktı değil mi? Bunların yanında olumlu şeyler de var tabi. Sportmenlik ruhu, dostluk ve centilmen bir rekabet ile anılan spor organizasyonları oldu veya olacak. Avrupa Futboll Şampiyonası gibi… 2008 Olimpiyat Oyunları gibi….

Şimdi neden bunca şeyi hatırlamamız gerekti? Tabi ki mutlu olmaya ne kadar çok ihtiyacımızın olduğunu anlamak için. Evet işte bu “mutluluk” ve “doğallık

Yeni trendler mutluluk ve doğallık üzerinden gelişiyor. Bu yıl yapılan bir araştırma sonucunda Dünya’nın en güvenilir firması Google seçildi. Tabi ki Google çok büyük, çok güçlü bir marka ama burada gözden kaçmaması gereken bir şey daha var. Google çalışanlarının çalışma ortamları ve çalışma şekilleri hakkında eminim hepiniz bir çok şey duymuşsunuzdur. Google dışında pek çok güçlü marka ve firme var. Peki neden google ı daha çok seviyoruz ve güveniyoruz? Acaba daha mutlu gözüktükleri için olabilir mi?

Şirket imajlarını, kurumsallarını düşünürken/yaratırken bunları da hesaba katmak zorundayız/zorundasınız gibi geliyor bana. Genelde büyük firmaların sapit isteklerinden biri olan “güvenilirlik” tanımı değişiyor artık. Alışıldık “güven veren firma” imajı artık iç karartıcı olmaya başladı. Yeni güvenilirlik artık neşeli, mutlu, organik ve kaliteli sözcükleri ile anılıyor. Firma imajın ne kadar mutluysa o kadar güven veriyor çünkü insanların buna ihtiyacı var.

Logo tasarımı olarak bakarsak önümüzdeki zaman diliminde daha çok, neşeli ve organik tasarımlar, doğal renkler ve karakter bazlı logolar göreceğimizi düşünüyorum.

Ağu 6

Güzel bir kafede oturmuş tatlı tatlı kahvemi içip internette geziniyorum. Have güzel, kahvem güzel, köşede oturan kız güzel… Birde last fm’e girerim şimdi tatlı bir müzik açarım diyorum. Ve olanlar oluyor!!!
Neden? Evet ciddi ciddi soruyorum. Lastfm’in yeni tasarım anlayışını biri bana açıklasın lütfen! Nedenini soruyorum. Neden böyle bir şeye ihtiyaç duyuldu çok merak ediyorum. Uzun bir zamandan sonra lastfm i açtım (verdiği hizmet ve bu hizmetin kalitesi hakkında hiç bir diyeceğim yok. Gerçekten çok güzel) ve yeni yüzü ile karşılaştım.

Yeni yüzü ile karşılaştığımda ki ilk tepkim ne mi oldu?

-Allah allah neden bu eski site açıldı ki şimdi? Acaba yanlış bir siteye mi girdim?

-(yanımda ki birine dönerek:) Pardon! lastfm’i açarmısınız bir? Bende bir sorun var galiba!

-Yok yok sizde de böyle! Ama bu olamaz. Bir site neden kendini eskitir ki?

Evet işte kilit nokta bu zaten. YENİ-ESKİ. Last fm tasarımını yenilemiş ama aslında eski ve demode bir görünüme kavuşmuş. Bunun amacı ne olabilir? Gerçekten açıklama istiyorum.

ESKİ TASARIM:

tasarımı ile tanıdıklarıma örnek olarak gösterdiğim bir siteydi. Modüler bir yapıya sahip, son derece yalın ve anlaşılır olmanın yanında gayet modern gözüken, pozitif bir imajı vardı. Özellikle arkafonun gri tonu tasarıma derinlik katarken , üzerinde yer alan gölgeli beyaz modüller gri rengin kasvetini yok ediyor ve son derece iç açıcı bir görünüm sağlıyordu. Bu duruşu başka nasıl anlatabilirim bilmiyorum. Hepimizin anlayabileceği bir örnek vermek gerekir ise: Bir Kafede oturan, kendine güveni gözlerinden belli olan, ipod dinleyerek internette gezinen şu güzel kız gibiydi eski lastfm.

YENİ TASARIM:

Yeni tasarım ise en az 5 yıl geçmişe götürmüş lastfm’i. Üst kısım eski boyutlu tasarımın aksine tek düzlem görünümlü bir yapıya kavuşurken bu sıkıcılığı kırmak için kullanılan, tırtıklı kenar çizgileri ve sınır hattı beni benden aldı diye bilirim. 90 ların tasarım anlayışı yeniden mi yorumlanmak istendi? Yoksa kendince URBAN akımı mı yakalanmaya çalışıldı (urban akımı ile uzaktan yakından bir alaka yok. Ancak yine de belki bunu denemişlerdir diye yazıyorum) bilmiyorum. Sanki tasarımcı odaklı tasarım anlayışı bir tarafa atılmış ve bütün site sadece yazılım ekibi tarafından yeniden yorumlanmış gibi duruyor. Kimse yanlış anlamasın lütfen asla ve asla yazılımcıları küçümsemem. Bir işi var edenler onlardır. Bütün projenin sağlıklı işleyip işlememesi, bir yazılımcının ne kadar işinin ehli olduğu ile çooook yakından alakalıdır. Ancak bir şey unutulmamalıdır ki, herkez kendi uzmanlık alanında iyidir. Son kullanıcı açısından bir proje ne kadar iyi düşünülmüş, ne kadar kullanım dostu olmuş, ne kadar iyi ve hatasız yazılmış olursa olsun ilk izlenim (ilk 5 saniye) herşeyden önemlidir. İlk izlenimi iyi bir şekilde atlatırsanız devamı gelir. Zaten bu kural doğal hayatta da böyle değil midir? Yeni insanlar ile tanışırken. Yolda gördüğümüz veya bir kafede karşınızda oturan güzel kızlara- yakışıklı erkeklere bakarken hep bu kural işlemez mi?

Sonuç olarak: Kafamı bilgisayarımdan kaldırıyorum… Köşede oturan, kendine güveni gözlerinden belli olan, ayağında rahat ve şık spor ayakkabıları, üzerinde spor ama şık bir kıyafet olan, ipod dinleyen ve laptopu ile internette birşeyler ile meşgul olan (Friend feed gibi) minyon güzel kız gitmiş. Yerine kırmızıya kaçan perma saçlı, omuzlarında küçük de olsa vatkası duran, siyah, üzerinden metal kopçalar sarkan bir deri ceket giyen irice bir kız oturmuş sigara üzerine sigara yakıyor.

Ağu 5

Tanrı ve Tasarımcı…

Gönderen Coheper

Eskişehir’de Lisans bitmiş, Yüksek Lisans a başlamıştım. Tabi ki lisans sırasında benimle okuyan bütün arkadaşlarım gitmiş koca Eskişehir’de tanıdığım tek kişi kalmıştı. Dört yıl boyunca inanılmaz eğlendiğim, gezip tozduğum onca insandan sonra kala kala iki kişi (ben ve Çiğdem Güreli) yüksek lisans yapmaya karar vermiş ve dolayısı ile 2 sene daha eskişehir’de kalmıştık. 2 sene genellikle yoğun proje çalışmaları, sürekli sabahlamalar ile geçerken, (tabi ki yine gezilip tozuldu. İçilip sızıldı ama konumuz ile alakalı değil) yorulduğumuz anlarda kendimiz ve halimiz ile dalga geçen muhabbetler ve hatta çizimler yapıyorduk. Geçenlerde Portfolyo bloguma koymak için eski işlerimi karıştırırken bu çizimlerimden birini buldum. Yüzüme geçmiş yılların zorlu olsada, tatlı ve sıcak anıları yansıdı bir anda. Bana tatlı bir tebessüm verdiren bu çalışmayı paylaşmak istedim.

Sabahlamaktan doğru düzgün düşünemez olduğum zamanlardan kalma: TANRI ve TASARIMCI (ve tanrı ÇALIŞ dedi)