İyi mizah: TWBA beni işe alsın
Gönderen Coheper
FriendFeed.com da bugün gördüğüm bir linkten bahsetmeden geçemeyeceğim. “tbwabeniisealsin.com”
İsmini açıklamamış biri tarafından yapılan bu çalışma aslında bu tarz iş başvurularının ne ilki ne de sonuncusu. Ancak genel konseptin günlük tarzında seçilmiş olması ve tabi ki yazan arkadaşın başarılı mizahı bence bu işi oldukça dikkat çekici kılıyor. Arkadaşımız siteyi online ettiği günden bu yana hergün sitenin gelişimini (gelişememesini) çok eğlenceli ve naif bir dille bizlere aktarmış. Tabi bu kadarı TBWA için yeterli mi? Orasını bilmek mümkün değil. Siteden anladığım kadarı ile bugüne kadar oldukça az ilgi görmüş olan bu site bakalım bugün FriendFeed’e konu olduktan, hakkında yorumlar yazıldıktan sonra nasıl bir gelişme gösterecek. Şu ana kadar gördüğü az ilgi karşısındaki duygularını çok naif ve esprili bir şekilde dile getiren hatta tüm mizahını bu temele dayandıran arkadaşımız bakalım sitenin trafiği arttığı zaman da bu üslubu sürdürebilecek mi? Bu başarılı mizah yaklaşımın en zorlanacağı kısma şimdi gelindiğine inanıyorum. Eğer artan ilgi karşısında da aynı çizgiyi sürdürebilecek bir çözümü yakalar ise bence başarısını kanıtlamış sayılabilir. Sizi bilemem ama ben şu ana kadar oldukça başarılı bulduğum bu siteyi takibe aldım. Bakalım ileriki günler bize ne gösterecek.
Panama’nın içinden misin kardeş?
Gönderen Coheper
Bu günlerde Dünya’nın sandığımdan daha da küçülmüş olduğu gerçeği ile yüz yüzeyim. Gelişen teknoloji ve belkide en çok internet yüzünden insanlık bambaşka bir boyuta doğru gidiyor. Dünya daha da küçülüyor.
Barış Manço’nun yıllar önce söylediği şarkıda olduğu gibi:
-Hemşerim senin memleket neree?
-Bu Dünya benim memleket!
Geçen haftalarda benimle elektronik posta yoluyla iletişim kuran Enrique Jaramillo
ile tanıştım. İnternet üzerinden gerçekleştirdiğimiz görüşmelerin amacı ise Panama’da yayımlanan “Hall arquitectura diseño + arte” sanat ve mimarlık dergisinin benimle röportaj yapmak istemesiydi.
Bugün derginin Genel Direktörü olan Enrique bana röportajımın yayımlandığı derginin basıma girdiğini, basım bitince bir adet dergiyi bana yollayacağını söyledi. Bana da heyecanla derginin elime ulaşmasını beklemekten başka yapacak bir şey kalmadı.
Bütün bunlardan sonra ise ben hala Dünya’nın öteki ucu Panama’da yayımlanan bir dergide Türkiye’de yaşayan biri ile ne kadar rahat ve kolayca röportaj yapılabildiği, baskı aşamaları için gerekli teknik verilere sahip çalışmaların paylaşılabildiği, hatta röportaj dışında da muhabbet edip bir kaç günde bir geyik muhabbeti yapılabildiği gerçeği ile şaşkın şaşkın oturmaktayım.
Ancak bütün bu şaşkınlığın içinde emin olduğum bir şey varsa; o da günün birinde Panamalı biri ile karşılaşacak olursam, ona soracağım: “Panama’nın içinden misin kardeş?”, sorusudur.
Ne de olsa Türküz değil mi?
Aslında bu yazı yukarıda bitiyordu, ancak sevgili dostum Muammer Okumuş’un yorumunu okuduktan sonra röportajın kendisini ve benden istenilen fotomanip. çalışmalarımdan bazılarını da paylaşmam gerektiğini anladım. Hall arquitectura diseño + arte ispanyolca yayımlanan bir dergi olduğundan dergide yayımlanan halini değil bana yönlendirilen soruları ve benim cevaplarımı sizlerle paylaşmanın daha doğru olacağını düşündüm.
Röportajı orjinal metni ile:



