Haz 22

Yobombo.com finalde

Gönderen Coheper

Askere gitmeden hemen önce beraber çalışma fırsatı bulduğum yobombo.com ekibinden gelen bir eposta beni çok mutlu etti. Yobombo.com AltınÖrümcek web ödüllerinde, topluluk/sosyal iletişim katagorisinde finale kalmış. Tasarımını yaparak bir şekilde benim de katkıda bulunduğum bir projenin finalde olması beni çok mutlu etti. Tüm yobombo ekibini kutluyorum.

Oy vermek isteyenlerin:

Altın 423 yazıp 3969‘a bir SMS göndermeleri yeterli. :)

Mar 17

Bir arkadaşımın bana ulaştırdığı güzel bir yazıyı paylaşmak istedim.

Ortada bir bebek vardır ve üretilmesi gerekiyordur. ..

9 kadının, 1 bebegi 1 ayda doğurabilecegini söyleyen kişiye PROJE MÜDÜRÜ denir.

1 kadının, 1 ayda, 9 bebek doğurabilecegini söyleyen kişiye PLANLAMA MÜDÜRÜ denir.

1 bebegin, 18 ayda ancak doğacagını söyleyen kişiye YAZILIMCI denir.

Dünyada hiç kadın ve erkek kalmasa o bebegin kendini doğurabilecegini söyleyen kişiye PAZARLAMA MÜDÜRÜ denir.

1 kadından, 1 bebeği, 1 ayda doğurmasını bekleyen kişiye GENEL MÜDÜR denir.

1 ayda,dokuz doğuran kişiye TASARIMCI veya METİN YAZARI denir.

Bebek falan istemediğini söyleyen kişiye ise MÜŞTERİ denir.

Mar 11

Grinin hakim olduğu bulutların altında, dümdüz bozkırların tam ortasında, cetvel ile çizilmiş gibi duran, siyah asfalt yoldan ilerliyorum, hatrı sayılır bir hızla. Yüzümde bir tebessüm. “Başarmış” olmanın verdiği bu tatlı hissi yaşıyorum, tüm benliğimle. Ancak öyle bir an geliyor ki, arkamda bıraktığım her kilometrede daha fazla dikiz aynama baktığımı farkediyorum. Arkamda bırakmakta olduğum Eskişehir’in sadece TCK yol tabelalarından birinde yazan bir il olmadığını,Lisans ve Yüksek Lisansım sırasında, hayatımda tahminimden de büyük bir etki bırakan, olduğum kişiyi şekillendirmekte ciddi rolü olan bir olgu olduğunun bilincine varıyorum. Hayatımın son dokuz senesinin altı senesini bizzat içinde yaşadığım, geri kalanında ise sürekli zamanımın, uğraşımın ve düşüncelerimin bir kısmını kapsayan Eskişehir’den gerçekten uzaklaşmakta olduğum gerçeği ile sarsılıyorum.
Bozkırların arasından uzanan siyah asfalt uzadıkça, ben fiziki olarak Eskişehir’den uzaklaşsam da zihnimde iyice yaklaşıyorum. Evet Yüksek Lisansımı resmen bitirdim ve Eskişehir’den belki bir daha böyle yakın olmamak üzere uzaklaşıyorum.
Tezimi yazarken yaşamayı düşlediğim anı yaşıyorum. O zamanlarda kutulmak olarak, şu anda ise çok güzel ama bir o kadar da zor bir devri kapatmak olarak nitelendirdiğim bir an bu an. Yine yoldan dikiz aynama kayıyor gözlerim ve tam da teşekkürü hak eden herkese ve herşeye gerçekten teşekkür etmek gereken bir an diye düşünüyorum kendi kendime.
İşte bu yüzden:

-Tezim sırasında bana katlanan, sıkılmadan beni yönlendiren, destek olan, sıkıntılarımı anlayan tez danışmanım Sevim Selamet’e…

-Yüksek Lisansım boyunca tüm öğrendiğim bilgilerin yanı sıra farklı düşünebilmeyi anlamamı sağlayan, bana karşı hep sabırlı olan çok değerli hocam T.Fikret Uçar’a…

-Mac atölyesinde tüm sorularıma paygamber sabrı ile cevap veren Dilek ablaya…

-Beş yıl boyunca oturduğum evimin, sinirinden çatlasa da teşekkürü hak eden ev sahibine…

-Derslerine girdiğim, daima yapıcı ve destekleyici olan tüm hocalarıma…

-Yüksek Lisansımın iki senesi boyunca (derslerin sürdüğü ilk iki sene) Eskişehir’de ki her günün neşeli ve hızlı geçmesini sağlayan Çiğdem Güreli’ye…

-Tezimi yazmamda bana ettikleri unutulmaz yardımlardan dolayı Şeref Erol’a ve Tolga Balcı’ya…

-Tezimin düzenlenmesinde ki desteği ve yardımından dolayı Yasemin Heper’e…

-Her türlü imkanından yararlandığım çok sevdiğim üniversitem Anadolu Üniversitesine ve fakültem Güzel Sanatlar Fakültesine…

-Tez yazdığım yıllar boyunca ayda bir kez Eskişehir’e gitmeme hiç ses çıkarmayan tüm patronlarıma…

-Beni cesaretlendiren tüm dostlarıma ve en önemlisi aileme…

-Ve tabi ki bunca sene boyunca beni bekleyen,destek veren, herzaman yanımda olan herşeyden çok sevdiğim canım karım Ayşegül Heper’e…

ÇOK TEŞEKKÜR EDİYORUM.

Bakışlarım dikiz aynamdan yola çevriliyor tekrardan.Artık ayağım gaz pedalına biraz daha sert basarken, sürüyor bu tek gidişlik yolculuk, anadolunun bozkırlarından boğazın mavi sularına.

Yazının devamı için tıklayınız. »

Oca 26

TV dünyasının Logoları

Gönderen Coheper

Televizyonda izlemeyi sevdiğimiz hatta ciddi anlamda hayran kitlelerine katıldığımız dizilerin, televizyon şovlarının logolarına hiç dikkat ettiniz mi? Genelde dizinin yada tv şovlarının içerikleri yanında ikinci hatta üçüncü planda kalan logoları hatırlamak istedim. İşte hatırladığım eskilerden ve takibe aldığım yenilerden seçtiğim ve oldukça güzel bulduğum bir kaç örneği sizlerle paylaşmak istedim.

tv shows

tv shows

Ağu 24

İnternet projeleri üzerinde yoğun çalıştığım şu dönemde oldukça sık yaşadığım bir tartışma bu.
İşlevsellik bir çok sektörde olduğu gibi internet sektörününde olmazsa olmazlarından biri.

Ancak bir proje üzerinde çalışırken öyle anlar oluyor ki, insan işlevsellik ile alışkanlık kavramlarının karışabildiğini farkediyor.
Sektörde ki bizler (yatırımcılar, iş geliştiriciler, tasarımcılar, yazılımcılar…vs) fazla mı kolaya kaçmaya başladık acaba? Diye düşünmeden edemiyorum.
Genelde, herhangi bir konuda ” acaba bunu şöyle yapsak daha GÜZEL veya MODERN veya PRATİK olur mu?” cümlesine gelen ilk tepki ”hayır yapmayalım” oluyor. Neden hayır dendiğini soruduğunuzda ise ”insanlar buna bu şekilde alıştılar o yüzden işlevsel olmaz” gibi bir cümle duyuyorsunuz. Oysa alışkanlık başka bir şeydir işlevsellik ise bambaşka.

Bir web sitesinin mesajlaşma sistematiği hakkında, işinin duayeni, yetenekli ve istikrarlı bir yazılım uzmanına, bir öneri sunduğunuzda ”hayır yapmayalım”  deyip, bunun insanların alışkanlıklarını değiştirmek olacağını o yüzden iyi bir fikir olmadığını savunup, bu konu üzerine uzun bir tartışmaya girmesinin hemen ardından bahsi geçen mesajlaşma sisteminin yeni facebook da da kullanılmaya başlandığını görüp ”tamam o zaman yapalım” demesi gerçekten düşündürücü.

Oysa ben, içinde bulunduğumuz sektör ne olursa olsun Dünya’da ki gelişmeleri ve yenilikleri takip ettiğimiz sürece yenilikler karşısında ki tutumumuzu ve bakış açımızı değiştirmenin mümkün olduğunu düşünüyorum.

Yapılan yenilik doğru ve/veya işlevsel ise hedef kitlede alışkanlık yaratma gücüne de sahiptir. Biz insanlar sever, beğenir, faydalanır ve bunun bir sonucu olarak alışırız. Ta ki daha çok seveceğimiz veya beğeneceğimiz veya fayda göreceğimiz şey önümüze gelene kadar.
Bu böyle olmasaydı yenilik ve ilerleme diye bir şeyden  söz etmemiz biraz zor olmaz mıydı?
En azından yıllar boyunca ev telefonu kullanmaya alışmış o şekilde rahat rahat yaşarken, şimdi cep telefonumuz olmadan bırakın sokağa çıkmayı, bir odadan ötekine bile geçmez hale gelmezdik değil mi?

Sonuç olarak: Yeniliğin, işlevsel olduğu sürece, alışkanlıklarımıza ters bile olsa gözardı etmememiz gereken bir olgu olduğu kanaatindeyim.

Ağu 1

Nihayet!

Gönderen Coheper

Uzun zamandır bir blog açmayı ve birşeyler yazmayı istiyordum. Canımdan çok sevdiğim dostum Muammer Okumuş‘un telkinleri ve ısrarları en sonunda işe yaradı ve üzerimdeki ölü toprağını atarak giriştim bu işe. İşten ve kişisel projelerimden arta kalan zamanda günlük hayatımda deneyimlediğim olayları ve düşüncelerimi düzenli olarak yazmaya çalışacağım. Umarım ortaya keyifli birşeyler çıkartabilirim. :)

Error in my_thread_global_end(): 1 threads didn't exit